TPE Resmi  Yayınları (ücretsiz)

Başvuru Kılavuzları  
Marka/Coğrafi İşaret (4,50 MB)
Patent/Faydalı Model (1,54 MB )
Endüstriyel Tasarım (532 KB)
Entegre Devre Topografyaları (1,27 MB)
Uluslararası Marka Başvurusu-Madrid Protokolü (634 KB )
EPC-Avrupa Patenti (688 KB)
Bilgi Kitapçıkları  
Marka (657 KB)
Patent/ Faydalı Model (883 KB)
Endüstriyel Tasarım (1.09 MB)
Coğrafi İşaretler (656 KB)
Entegre Devreler (949 KB)
Avrupa Patenti (6 MB)
Patent (Karikatür) (4.1 MB)
Marka (Karikatür) (1.35 MB)
Fikri Haklar Dünyanız (2.6 MB)
Fikri Mülkiyet ve KOBİ'ler (1.6 MB)
Genel Tanıtım Broşürü (333 KB)
Alamet-i Farika'dan Marka'ya (9.71 MB)
Diğer Yayınlar  
Türk Patent Dergisi 1. Sayı (74 MB)
Türk Patent Dergisi 2. Sayı (29 MB)
Onuncu Yıl Özel Sayı (20 MB)
Sınai Mülkiyet Broşürü-1 (11,3 MB)
Sınai Mülkiyet Broşürü-2 (4,08 MB )

 

 

 

Kaynak:

http://www.tpe.gov.tr

Patent İtiraz; patent başvurusuna yapılan itiraz, patent başvurusunun yayınlandığı tarihten itibaren 6 aydır. Patent başvuruları, Türk Patent Enstitüsü tarafından aylık olarak çıkartılan Resmi Patent Bültenlerinde yayınlanır. Yayınlanmış bir patent başvurusuna, yayın tarihinden itibaren 6 ay içerisinde itiraz edilebilir. İtiraz sahipleri, patent tescili talebiyle koruma ve tekel hakkı talebinde bulunulan ilgili buluşa;

- Gerekçeli görüşlerini ve varsa kanıtlayıcı nitelikteki bilgi ve belgeleri mesnet ve/veya gerekçe göstererek itiraz edebilir,

- Patent verilmesi için gerekli şartların bulunmadığını ileri sürerek itiraz edebilir,

- Yenilik, tekniğin bilinen durumunun aşılması ve/veya üretilebilirlik kriterlerini karşılamadığı gerekçesini öne sürerek itiraz edebilir,

- Tarifnamenin yeterli derecede açık ve anlaşılır olmadığı gerekçesi ile itiraz edebilir.

Patent başvurusuna yapılan itiraz sonucu, itiraz süresinin bitimine müteakip itiraz edilen patent başvuru sahibine Enstitü, yapılan itirazın bir kopyasını göndererek, varsa gerekçeli karşı görüşlerin ve kanıtlayıcı bilgi ve belgelerin 3 ay içerisinde cevaben gönderilmesini ister. Başvuru sahibi, patent başvurusuna yapılan itiraz işlemine, ilgili süre içerisinde cevap verebileceği gibi, istem ve/veya istemlerinde değişikliğe giderek yeni talebini iletebilir ve/veya itiraz sahibinin itirazlarının/görüşlerinin dikkate alınmaksızın belge verilmesini talep edebilir. Sonuç olarak, itiraz sahiplerinin dikkate alınmaksızın belge talebinde bulunulması sonucu alınan patent tescil belgesi için, yayın sürecinde itiraz eden ve/veya itiraz etmeyen tüm üçüncü şahıslar, yargı yoluna başvurarak patent hükümsüzlük (iptal) davası açabilir.

 Marka İtirazı

Türk Patent Enstitüsüne her ay 3000 kadar marka tescil başvurusu gelmektedir. Resmi Marka Bülteninde bunlar yayınlanarak itirazlara açılmaktadır. Yayın tarihinden 3 ay içinde 3. Şahıslara itiraz etme hakkı tanınmaktadır. İtirazlar yargı aşamasına gelinmeden önlemlerin alınmasında etkili bir yöntemdir.
Resmi Marka Bültenini inceleyen marka sahipleri veya vekilleri markalarına benzer veya aynı bir başvuru gördüklerinde, bu tespit edilir daha sonra vekilleri tarafında itiraz dilekçesi veya formu hazırlanır. İtiraz dilekçesi şekil ve içerik olarak istenilen şartlarda hazırlanır. Bu da uzman vekiller aracılığıyla yapılır. Yapılan itirazı destekleyen bilgiler, kanıtlar derlenir toplanır. Bu kanıtlar gizli kalan kanıtlar olarak 3. Şahısların bilgilenmesi yasaktır. İtiraz dilekçesi Enstitünün belirlediği harç karşılığında Enstitüye verilir. Ayrıca vekillik ücreti de ödenir.
İtiraz üzerine Enstitü gerekli incelemeyi araştırmayı yaparak söz konusu başvuru için red veya kısmi red kararı verebilir. Kararlar iki taraf da bildirilir. Sonrasında 2 ay içinde itiraz sahibi tekrar Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kuruluna itirazını yineleyebilir. Bu Kurulun incelemesi sonucunda verdiği karar kesindir. İtiraz sahibi firma veya kişi bu kararı ancak Fikri ve Sinai Mülkiyet hakları Mahkemesi ne başvurarak kararın iptalini isteyebilir.
İtiraz alan başvuru sahibi firmalar veya kişiler ya da vekilleri, red veya kısmi red kararlarında, red kararına neden olan unsurlar değerlendirip redde neden olan hukuki veya genel unsurları düzeltmek için gereken belgelerle birlikte Türk Patent Enstitüsüne itiraz ederler. Bu itiraz sonucu sunulan belgeler ve bilgiler yeterli olmazsa vekil firma bunu müşterisine raporlar ve yeni düzenlemeler yapılabilmesi için çalışmalara başlar.
Marka tescili yapıldıktan sonra eğer takibi yapılmazsa taklitçileri çıkabilmektedir. Marka tecavüze uğrayabilir. Markanın tüm haklarına saldırı olabilmektedir. Bu durumda marka sahiplerinin yapması gerekenleri bilmesi gerekir. Veya uzmanlarla birlikte çalışabilirler. Marka sahipleri bu gibi durumlarda mahkemeye başvuru yaparak çeşitli taleplerde bulunabilirler.
Marka hakkına tecavüz tespit edilmişse bu tecavüzün durdurulması ve maddi manevi zararın karşılanması için marka sahibi firmalar mahkemeye gitmeye hakları vardır. Marka hakkına tecavüzden dolayı bu markanın kullanıldığı ürünlere ve bu ürünleri üretmeye yarayan araçlara mahkeme kararı ile marka sahipleri el koydurabilirler. Ayrıca marka sahibi firmalar veya kişiler el konulan taklit ürünlerle ilgili olarak kendine mülkiyet hakkı verilmesini mahkemeden talep edebilirler. Böyle bir talep karşılığında mülkiyet hakkı verilen ürünlerin değeri tazminattan düşülerek dengelenir. Ayrıca marka hakkına tecavüzü önlemek amacıyla el konulan taklit ürünlerin üzerindeki isim veya logoların silinmesi talep edilebilir veya taklit ürünlerin imhası istenebilir. Ayrıca mahkeme kararının kamuoyuna duyurulması istenir ve uygulanır. Markaya tecavüz için açılan davaların ücretlerini de markaya tecavüz eden yani hakkında dava açılmış taraf ödemekle yükümlüdür.

 
Tasarım İtirazı 
Tasarım Başvuruları Hakkında TPE’nin Vermiş Olduğu Kararlara Karşı TPE Nezdinde İtiraz Etme Hakkı Tanınmıştır.
İtiraz Sonucunda TPE Kararı Değişmezse Bu Durumda Tüm İtiraz Hakları Tüketilmek Kaydıyla TPE Kararının İptali Davası Açılabilinir.
TPE Kararının İptali Davasını Açabilmek İçin Tasarım İtirazı Yapılması Şarttır, İtiraz Yapılmadan Dava Açılamaz.
TPE’nin Kararlarına Karşı İtirazda Bulunmakta Hukuksal Menfaati Olanlar Marka, Patent Vekilleri Vasıtasıyla İtirazda Bulunabilinirler.
TPE Vekil Siciline Kayıtlı Olmayan Avukatların İtirazda Bulunma Hakkı Yoktur. Yetkisiz Vekille Yapılan İtirazlar Usulsüz Olmaları Nedeniyle Ret Edilirler.
TPE Nezdinde En Fazla İtiraza Maruz Kalan Kararlar Tasarım Başvurusunun Ret Kararlarıdır.
Ayrıca TPE Tarafından Endüstriyel Tasarım Bültenine Çıkarılan Tasarımlara Askı Süresi İçersinde Benzerlik, Gerçek Hak Sahipliği İddiasıyla İtiraz Yapılabilmektedir. Benzer Tasarımların Tescilini Engellemek İçin Tasarım Takip Yapılmasında Fayda Vardır.
Mahkemede İleri Sürülecek İddia ve Savunmalar TPE Nezdinde Yapılan İtirazlarla Sınırlıdır, İtiraz Dilekçesinde Yer Almayan İddialar Mahkemede İleri Sürülemez Bu Nedenle TPE Nezdinde Yapılacak İtirazların Marka, Patent ve Tasarım Hukukunda Deneyimli Hukukçu Vekillerce Yapılmasında Fayda Vardır.
Marka ve Patent Vekillerinin Büyük Bir Kısmı Hukukçu Değildir Hatta Birçok Patent Firmasında Avukat Dahi Bulunmamaktadır. Dolayısıyla Hukuk Eğitimleri ve Bilgileri Bulunmayan Vekillerce Yapılan İtirazlar Hukuki Bakımdan Sığ ve Hatalı Olmakta, Hak Kayıplarına Sebebiyet Vermektedir.

I. FİKRİ VE SINAİ HAKLARA İLİŞKİN YASAL DÜZENLEMELER
 Fikri ve Sınai Haklar Fikri Mülkiyet Hakları ve Sınai Mülkiyet Hakları olmak üzere iki ana başlıkta toplanabilir.
 FİKRİ MÜLKİYET HAKLARI
 Fikri Mülkiyet Hakları esas olarak 13.12.1951 tarihinde yürürlüğe giren ve daha sonra günün ihtiyaçlarına göre defalarca değişikliğe uğrayan 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nda düzenlenmektedir. Bu Kanun ilim ve edebiyat, müzik, güzel sanatlar ve sinema eserlerini koruma kapsamına almaktadır. Bu kanun kapsamında sağlanan koruma eser sahibinin yaşamı süresince ve ölümünden sonra 70 yıl süre ile devam eder.
 SINAİ MÜLKİYET HAKLARI
 Sınai Mülkiyet Hakları ülkemizde Gümrük Birliği sürecinde kabul edilen Kanun Hükmünde Kararnamelerle korunmaktadır.
 Bunlar şu şekilde sıralanabilir:
 551 sayılı Patent Haklarının Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname:
 Bu kararname 27.06.1995 tarihinde yürürlüğe girmiş olup, Patent ve Faydalı Model haklarını korumaktadır. Esas itibariyle, Türkiye’de Patent hakları ilk olarak 13 Mart 1879 tarihli İhtira Beratı Kanunu ile düzenlenmiş bu Kanun 1995 yılına kadar yürürlükte kalmıştır.
 551 Sayılı KHK!ya göre, yeni, tekniğin bilinen durumunu aşan ve sanayiye uygulanabilir olan buluşlar, patent verilerek korunur. Buluş, ilgili olduğu teknik alandaki bir uzman tarafından, tekniğin bilinen durumundan aşikar bir şekilde çıkarılamayan bir faaliyet sonucu gerçekleşmiş ise, tekniğin bilinen durumunun aşıldığı kabul edilir. Faydalı Modelde ise patentten farklı olarak tekniğin bilinen durumunu aşma unsuru aranmamakta, sadece yeni ve sanayiye uygulanabilir olması yeterli kabul edilmektedir. Patent başvurusu incelemeli veya incelemesiz patent başvurusu şeklinde yapılabilir. Burada kastedilen inceleme patent belgesi verilmesi talep edilen buluşun tekniğin bilinen durumunu aşıp aşmadığı yönünde yapılacak incelemedir. Patentin koruma süresi incelemeli patentlerde başvuru tarihinden itibaren 20 yıl, incelemesiz patentlerde ise 7 yıldır. 7 yıllık süre içinde inceleme talebinde bulunulması ve inceleme sonucunda patent verilmesine kesin olarak karar verilmesi halinde patentin süresi başvuru tarihinden itibaren hesaplanan 20 yıla tamamlanır. Faydalı modelin koruma süresi ise başvuru tarihinden itibaren 10 yıldır.
 İncelemesiz patent başvurularında TPE başvuruyu ilana çıkartır ve ilan tarihinden itibaren 3 ay içinde kamuya görüşlerini bildirmek için süre verir. Ancak bu üç ayın sonunda TPE itirazları dikkate almaksızın ücretin ödenmesi şartı ile patent belgesini verir. Buluşun yeni olmadığını ve tekniğin bilinen durumunu aşmadığını iddia eden ilgililer patentin geçerlilik süresi olan 7 yıl zarfında inceleme ücretini ödeyerek inceleme yaptırıp patentin iptalini talep edebilirler.
 İncelemeli patentlerde ise tekniğin bilinen durumu ile ilgili raporun yayınlanmasından itibaren 6 ay içinde ilgililer itirazda bulunabilirler. Bu itiraz TPE tarafından değerlendirerek karar verilir. Bu kararlar patent başvurusunun kabulüne, reddine veya patent istemlerin kısmen kabulüne ilişkin olabilir.
 Faydalı model başvurularında da ilgililer başvurunun ilanından itibaren 6 aylık süre zarfında faydalı model verilme şartlarının bulunmadığından bahisle başvuruya itiraz edebilirler.
 Patent, buluş sahibine bu buluşu kullanma yönünde belirli bir süre boyunca tekel hakkı vermek suretiyle buluş sahibini koruduğu ve bu şekilde buluşu özendirdiği gibi, buluş sahibine başvuru aşamasında buluşu ile ilgili teknik bilgiyi kamu ile paylaşma yönünde bir yükümlülük getirerek buluşun kamu ile paylaşılması sonucunda koruma süresinin sonunda bu buluşun kullanılabilmesi yönünde imkan sağlamaktadır.
 Patent veya faydalı model hakkı tescil edildiği ülke için geçerli olsa da, patent veya faydalı model belgesi verilmesi için gerekli olan yenilik unsuru başvurunun yapıldığı ülke için değil, tüm dünyada yeni olması şeklindedir.
 Patent başvurusu ülkesel olarak yapılabileceği gibi, AB üyesi devletlere ilave olarak Türkiye, devletlerin tümünde veya bazılarında tek başvuru ile Patent başvurusunda bulunulabilir.
 Patent veya faydalı modelin tescil edilmesi halinde ilgililer her zaman bunların hükümsüzlüğü talebi ile dava açabilir.
 556 SAYILI MARKALARIN KORUNMASI HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME.
 Bu kararname 27.06.1995 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
 Türkiye’de markalara ilişkin ilk düzenleme 1872 tarihli nizamnamedir. Bu nizamname 1888 yılında Alametifarika Nizamnamesi ile yürürlükten kalkmıştır. Alametifarika Nizamnamesi ise 1965 yılında yürürlüğe giren 551 Sayılı Markalar Kanunu’nun kabul edilmesine kadar yürürlükte kalmıştır. 551 Sayılı Markalar Kanunu da 556 Sayılı KHK ile yürürlükten kaldırılmıştır.
 Marka, bir teşebbüsün mal veya hizmetlerini bir başka teşebbüsün mal veya hizmetlerinden ayırt etmeyi sağlaması koşuluyla, kişi adları dahil, özellikle sözcükler, şekiller, harfler, sayılar malların biçimi veya ambalajları gibi çizimle görüntülenebilen veya benzer biçimde ifade edilebilen, baskı yoluyla yayınlanabilen ve çoğaltılabilen her türlü işaretleri içerir.
 Marka başvuruları ülkeseldir. Her marka kural olarak tescil edildiği ülkede koruma bahşeder. Türkiye’de marka başvuruları Türk Patent Enstitüsü (TPE) nezdinde yapılır. TPE almış olduğu başvuru üzerine, öncelikle markanın tescil edilebilir nitelikte olup olmadığı, özellikle ayırt edici niteliği haiz olup olmadığı ve daha önce tescili veya başvurusu yapılmış olan markalarla benzeşip benzeşmediği yönünde inceleme yapar. Başvurudan itibaren normal başvurularda yaklaşık 6-8 ay TPE tarafından resen dikkate alınması gereken mutlak ret nedenlerinin bulunmaması halinde marka bülteninde ilana çıkartılmaktadır. İlan tarihinden itibaren 3 ay içinde ilgililerden itiraz gelmez ise markalar tescil edilir. İtiraz halinde konu TPE tarafından değerlendirilerek karar bağlanır. Bu durumda itirazın kabulü ile başvurunun reddine, itirazın reddi ile başvurunun kabulüne veya kısmen kabul ile belirli mal veya hizmetler için tescil diğerleri için başvurunun reddine karar verilebilir. Marka başvurusunun TPE tarafından resen veya üçüncü şahısların itirazı sonucunda kısmen veya tamamen reddedilmesi durumunda başvuru sahibi, başvuruya itirazın kısmen veya tamamen reddedilmesi halinde itiraz sahibi bu kararın kendisine tebliğ edilmesini müteakip 3 ay içinde TPE’nin kararının iptali için TPE’yi ve duruma göre marka veya itiraz sahibini hasım göstererek Ankara’da ihtisas mahkemesinde dava açabilir. Ayrıca, süresi içinde itiraz etmeyen veya itirazı reddedilip de süresi içinde dava açmayan ilgililer tescilli bir markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini her zaman dava edebilirler.
 Marka tescili 10 yıl süreli olarak koruma hakkı verir. Ancak, bu sürenin sonunda herhangi bir süre sınırlaması olmaksızın yenileme ücreti ödenerek yenilenebilir.
 Markalar kural olarak tescil edildikleri mal veya hizmetler için koruma sağlarlar. Bunun istisnası tanınmış markalardır. Bir marka Türkiye’de tescilli olmasa dahi eğer tanınmış bir marka niteliğinde ise bu markanın aynısı veya karışıklığa neden olacak derecede benzeri için yapılacak başvurular TPE tarafından resen veya hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir. Keza, tanınmış bir marka belirli bir mal veya hizmetler için tescilli olmasına rağmen, başka bir mal veya hizmet için başka bir şahıs tarafından kullanılması halinde, bu kişi markanın tanınmışlığından haksız bir çıkar sağlayacak ise, bu başvuru da tanınmış marka sahibinin itirazı üzerine reddedilmelidir.
 554 SAYILI ENDÜSTRİYEL TASARIMLARIN
 KORUNMASI HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME.
 Bu KHK da 27.06.1995 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Tasarım, bir ürünün tümü, veya bir parçası veya üzerindeki süslemenin, çizgi, şekil, biçim, renk, doku, malzeme veya esneklik gibi insan duyuları ile algılanan çeşitli unsur veya özelliklerinin oluşturduğu bütünü ifade eder. Yeni ve ayırt edici niteliğe sahip tasarımlar belge verilerek korunur. Tasarım 2 boyutlu görseller veya 3 boyutlu nesneler şeklinde olabilir. Tasarım tescili de patent gibi ülkesel olmakla birlikte tescili talep edilen tasarımın tüm dünyada yeni olması gerekmektedir. Bir başka anlatımla dünyanın herhangi bir yerinde tasarım tesciline konu olan tasarım kullanılmakta ise, tasarımın yeni olmadığı kabul edilecektir. TPE endüstriyel tasarım başvurularının yeni olup olmadığı yönünde inceleme yapar, bunun dışında yenilik konusunda bir araştırma yapmaz. İlan tarihinden itibaren 6 ay içinde ilgililer tasarımın yeni olmadığını iddia ederek tasarım tesciline itiraz edebilirler. İtiraz TPE tarafından değerlendirilerek karara bağlanır. Bu karara karşı yargı yolu açıktır. Tescilli tasarımların koruma süresi başvuru tarihinden itibaren 5 yıldır. Anılan süre beşer yıllık dönemler halinde yenilenmek üzere toplam 25 yıla kadar uzatılır.
 555 SAYILI COĞRAFİ İŞARETLERİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME.
 Bu KHK da diğer KHK’ler gibi, 27.06.1995 tarihinde yürürlüğe girmiş olup, doğal ürünler, tarım, maden ve el sanatları ürünleri ile sanayi ürünlerinden bu Kanun Hükmünde Kararnamede yer alan tanımlara ve koşullara uygun her türlü ürünün coğrafi işaretlerle korunmasına ilişkin kuralları ve şartları kapsar. Coğrafi işaret başvurusunu söz konusu ürünün üreticisi olan gerçek veya tüzel kişiler, tüketici dernekleri ve konu ve coğrafi yöre ile ilgili kamu kuruluşları yapabilir. Coğrafi işaretler menşe adı ve mahreç işareti şeklinde kullanılır. Menşe adları, sicilde belirtilen coğrafi bölgede faaliyet gösteren üreticiler tarafından, sicilde belirtilen ürünlerin üzerlerinde veya ambalajlarında, bu ürünlerin sicilde gösterilen kalite, ün ve diğer özellikleri taşıması koşuluyla ticari olarak kullanılır. Mahreç işaretlerinin kullanımı için ürünün üretimi, işlenmesi ve diğer işlemlerinden en az birinin sicilde belirtilen yöre, alan veya coğrafi bölge sınırları içinde yapılmış olması ve ürünün sicilde gösterilen kalite, ün ve diğer özellikleri taşıması şartı aranır. Coğrafi işaret belirli bir kişiye o işareti kullanmak konusunda inhisari hak bahşetmez, o işareti kullanmaya ilişkin koşulları belirlemektedir.
 C. HAKSIZ REKABET HÜKÜMLERİ
 Yukarıda sayılan KHK’lerde sağlanan korumalar ancak tescil ile elde edilmektedir. Bir başka anlatımla tescil edilmemiş olan marka ve endüstriyel tasarımlar KHK ile getirilmiş olan haklardan yararlanamazlar. Ancak, bir marka veya endüstriyel tasarımın tescil edilmemiş olması onu ilk olarak kullanan şahsın o marka veya tasarım üzerinde hak sahibi olmadığı anlamına gelmeyecektir. Tescil edilmemiş olan marka ve tasarım sahipleri bunları Türk Ticaret Kanunu madde 59 ve devamında düzenlenen haksız rekabete ilişkin düzenlemelere göre koruma hakkına sahiptir. Haksız rekabet, aldatıcı hareket veya iyi niyet kaidelerine aykırı sair suretlerle iktisadi rekabetin her türlü suistimalidir. Başkasının emtiası, iş mahsulleri, faaliyeti veya ticaret işletmesiyle iltibaslar meydana getirmeye çalışmak veya buna müsait bulunan tedbirlere başvurmak, hususiyle başkasının haklı olarak kullandığı ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtalarıyla iltibasa meydan verebilecek surette, ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtaları kullanmak veyahut iltibasa meydan veren malları, durumu bilerek veya bilmeyerek, satışa arz etmek veya şahsi ihtiyaçtan başka her ne sebeple olursa olsun elinde bulundurmak iyi niyet kaidelerine aykırılık hallerinden birisi olarak düzenlenmektedir.
 II. FİKRİ VE SINAİ MÜLKİYET HAKLARININ SAĞLADIĞI HUKUKİ HİMAYELER
 Fikri ve Sınai Haklara tecavüz halleri hem özel hukuk düzenlemeleri ile hem de ceza hukuku düzenlemeleri ile korunmaktadır.
 A. HUKUK DAVALARI
 Fikri ve Sınai Haklara tecavüz hallerinde hak sahibi tecavüzün tespitini, durdurulmasını, uğradığı zararların tazminini, fikri ve sınai haklara tecavüz dolayısı ile üretilmesi veya kullanılması cezayı gerektiren eşya ile bu eşyaları üretmeye yarayan araç, cihaz, makine gibi vasıtalara el konulmasını, fikri ve sınai haklara tecavüz eden kişi aleyhine verilen mahkeme kararının, masrafları tecavüz eden tarafından karşılanarak, ilgililere tebliğ edilmesi ve kamuya yayın yoluyla duyurulmasını talep edebilir.
 B. CEZA DAVALARI
 Fikri ve Sınai Haklara tecavüz edilmesi halinde, tecavüz eden kişi ayrıca fiilin niteliğine göre para ve/veya hapis cezasına da mahkum edilmektedir.

Telif hakkı , herhangi bir bilgi veya düşünce ürününün kullanılması ve yayılması ile ilgili hakların, yasalarla belirli kişilere verilmesidir. Kısaca, orijinal bir yaratının kopyalanmasına veya kullanılmasına izin verme hakkıdır.

Telif hakkı, genellikle belirli bir süre için geçerlidir. Sembolü çember içinde bir “C” harfidir, © harfi üzerinde bulunduğu yaratının telif haklarının korunduğunu belirtir veİngilizce “copyright” kelimesini ifade eder.

Türkiye Cumhuriyeti Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ya da kısaca FSEK, Türkiye’de 5 Aralık 1951 tarihinde kabul edilmiş ve halen yürürlükte olan 5846 sayılı kanundur. Resmî Gazete’nin 7981 no.lu sayısında yayımlanarak, 13 Aralık 1951 tarihinde yürürlüğe girdi.

Kanun, bilgisayar programları dahil bilim ve edebiyat eserleri, müzik eserleri, güzel sanatlar eserleri ve sinema eserlerinden doğan hakları tanımlar ve güvence altına alır. Buna göre ilgililerin bu eserler dolayısıyla maddi ve manevi yetkileri doğar.

FSEK , 1983, 1995, 2001 ve 2004 yıllarında çeşitli değişikliklere uğradı. 1995 değişiklikleri Türkiye – AB Gümrük Birliği Mevzuat uyum çalışmaları doğrultusunda yapıldı. 2004 yılında 5101 sayılı kanunla geniş çaplı değişiklikler yapıldı. 5101 sayılı kanun Türkiye’de halk arasında “korsanla mücadele kanunu” olarak bilinir.

Kararın, “Yasaların Yakınlaştırılması” başlıklı IV ncü kısmının ilk bölümünü “Fikri, Sınai ve Ticari Mülkiyetin Korunması” başlıklı 31 inci maddesi oluşturmaktadır.

Maddenin ilk bendinde, tarafların, fikri, sınai ve ticari mülkiyet haklarının yeterli ve etkili biçimde korunması ve uygulanması konusuna verdikleri önem vurgulanmış, ikinci bendinde ise, Gümrük Birliğinin, ancak fikri mülkiyet haklarının Gümrük Birliği’ni oluşturan iki tarafta da eş düzeyde etkili olarak korunması şartıyla işleyebileceği kabul edilmiştir.

Maddenin son cümlesinde, yukarıdaki kabuller doğrultusunda 8 nolu Ek’in kabul edildiği ve tarafların bu ekte öngörülen yükümlülükleri yerine getirmeyi taahhüt ettikleri belirtilmektedir.

Topluluk, aynı Karar’da, Ek 8’de sözü edilen yükümlülüklerin yerine getirilmesi için Türkiye’ye yeterli teknik yardımı sağlamayı kabul etmiştir..

Birinci madde, Uruguay Konferansı Çok Taraflı Ticaret Görüşmelerinde akdedilen Ticaretle Bağlantılı Fikri Mülkiyet Anlaşmasıyla (TRIPS) ilgilidir. Türkiye, 1/95 sayılı kararın yürürlük tarihinden üç yıl içinde TRIPS Anlaşmasını uygulamaya koymayı taahhüt etmiştir.

Birinci maddenin bir diğer önemli hükmü, 1/95 sayılı kararda hüküm bulunmayan hallerde, iki taraf arasında fikri, sınai ve ticari mülkiyet haklarının kapsamı, koruma düzeyi ve uygulanması ile ilgili olarak TRIPS Anlaşması hükümlerinin, her iki taraf bakımından yürürlüğe girdikleri tarihten itibaren uygulanacağı yönündeki hükümdür.

Kararın ikinci maddesi ile Türkiye, Avrupa Topluluğunda yürürlükte bulunan koruma düzeylerine eşit koruma düzeylerini sağlamak üzere fikri hakların etkin bir şekilde korunması konusunda gerekli tedbirleri alacağını kabul etmiştir.

Kararın ikinci maddesi, hakların korunması konusunda genel bir hüküm olmakla beraber, Türkiye’nin AB içindeki fikri haklarla ilgili her türlü gelişmeyi iç mevzuatında uygulayacağı hususunda geleceğe yönelik bir taahhüdü niteliğindedir.

Üçüncü madde ile Türkiye, ikinci maddedeki kabulüne uygun olarak, Kararın yürürlüğe girmesinden önce fikri haklar alanında imzalanmış olan – ancak taraf olmadığı– bir çok sözleşmeye katılmayı kabul etmiştir.

Türkiye, Kararın 4’üncü maddesi ile, AB ülkelerinin de taraf olduğu uluslararası sözleşmeler yanında, AB mevzuatında yer alan hangi düzenlemelere uyacağını da açıkça kabul etmiştir.

Kararın dokuzuncu maddesinde, Gümrük Birliği Ortak Komitesi’nin, fikri mülkiyet hakları konusundaki gelişmeleri izleyeceği kabul edilmiştir. Nitekim Türkiye, 1/95 sayılı Ortaklık Konsey Kararından sonra kabul edilmiş olan direktifleri de mevzuatına almış bulunmaktadır.

AVRUPA BİRLİĞİNİN FİKRİ HAKLAR İLE İLGİLİ DİREKTİFLERİ

Avrupa Birliği’nin kuruluşunda ülkelerin fikri haklarla ilgili ulusal düzenlemelerini koruyan bir sistem kabul edilmiş, hatta ulusal fikri mülkiyet kanunlarının Toplulukla ilgili düzenlemelerden etkilenmeyeceği açıkça kabul olunmuştur. Başka bir deyişle, başlangıçta Topluluk Hukukunun fikri hakları kapsamaması düşüncesi benimsenmiştir. Hatta fikri hakların, topluluğun temel amacı olan malların serbest dolaşımına engel olabileceği kabul edilmiştir.

Ancak zaman içinde, uluslararası anlaşmalar yoluyla sağlanan uyumun yetersizliği, fikri haklarla ilgili farklı düzenlemelerin malların serbest dolaşımı ve rekabet konusunda doğurduğu sorunlar ve en önemlisi de yaratıcılığa dayalı yeni ekonominin şekillenmeye başlaması, fikri haklarla ilgili sorunları öncelikli bir mesele olarak Birlik gündemine taşımıştır.

Topluluk Hukukuna, fikri mülkiyet hakları kapsamında baktığımızda, bazı sorunlar kaçınılmaz olarak karşımıza çıkmaktadır. Fikri mülkiyet haklarının ülkeselliği ya da inhisari nitelikleri ile Topluluk hukukunun malların serbest dolaşımı ya da rekabetle ilgili hükümleri karşı karşıya geldiği açıkça görülmektedir.

Uygulamada ortaya çıkan sorunlara, bir yandan Avrupa Topluluk Mahkemesi’nin çeşitli kararlarıyla çözüm bulunmaya çalışılmakta diğer yandan da üye ülke mevzuatlarını uyumlaştırma yönelik Direktifler hazırlanmaktadır.

IV. FİKRİ HAKLARA İLİŞKİN YARGILAMA USULÜ
Fikri ve Sınai Haklara ilişkin davaların daha hızlı ve uzmanlaşmış mahkemeler tarafından yürütülmesi amacı ile Fikri ve Sınai Haklar Mahkemeleri kurulmuştur. Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ile Sınai Haklara ilişkin KHK’lardan doğan davalar bu mahkemelerde, bunlara dayanmayıp sadece haksız rekabete dayalı olarak açılan davalar ise ticaret ve asliye ceza mahkemelerinde görülmektedir. Fikri ve Sınai Haklara ilişkin olarak özel hukuk davalarına Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemeleri, bu haklara tecavüz sebebi ile açılacak ceza davalarına ise Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemeleri bakmaktadır. Bunlar halen İstanbul ve Ankara’da kurulu olup, İstanbul’da 3 adet ceza ve 2 adet hukuk mahkemesi, Ankara’da ise 3 adet hukuk ve 1 adet ceza mahkemesi bulunmaktadır. Diğer illerde ise bu davalar ticaret ve asliye ceza mahkemeleri tarafından görülmektedir. Fikri ve Sınai Haklar Mahkemeleri yargılamaların daha uzman hakimlerce ve daha hızlı bir şekilde yapılması amacı ile kurulmuşsa da, bu mahkemeler üzerindeki ağır iş yükü sebebi ile bu mahkemelerde yapılan yargılamalar ticaret mahkemelerine göre yaklaşık iki kat daha uzun sürede sonuçlanmaktadır. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemelerinin kararları temyiz mahkemesi olarak Yargıtay 11. Hukuk Dairesi tarafından görülmektedir. Ancak, bu daire ticaret şirketleri, kooperatifler, sigorta hukuku, taşıma hukuku, gibi çok farklı branşların yanında bu davalarla ilgilendiği için Yargıtay’da bu konuda uzmanlaşmış bir daire bulunmamaktadır. Bu sebeple, bu davaların daha etkin bir şekilde sonuçlanması için ilk derece mahkemelerin sayısının yeterli sayıda arttırılması ve haksız rekabet davaları ile Fikri ve Sınai Haklara ilişkin davalar için özel bir ihtisas dairesi kurulması gerekmektedir.
FİKRİ VE SANATSAL HAKLAR
Fikri ve sanat eserleri ; ilim ve edebiyat eserleri, müzik eserleri, güzel sanat eserleri, sinema eserleri, işlenme eserler ve derlenmeler olarak gruplara ayrılır.
Bir eserin sahibi olan yaratıcıları manevi ve mali haklara sahiptirler. Manevi haklar ; umuma arz yetkisi , eserde adının belirtilmesini istemek ve eserde değişiklik yapılmasını engellemek şeklinde özetlenebilir. Maddi haklar ise ; işleme hakkı, çoğaltma hakkı, yayma (kiralamak, ödünç vermek, satmak, dağıtım yapmak) hakkı, temsil hakkı, işaret, ses veya görüntülü araçlarla kamuya sunma hakkı ve pay ve takip hakkı şeklinde ifade edilir.
Bu haklara sahip kişiler genel olarak eserin yaratıcılarıdır. Yaratıcılardan bu hakları miras yoluyla kazananlar veya sözleşme yaparak devralanlar da mali ve manevi hakları koruyabilirler.
Eser sahibinin izni ile;
-bir eseri yorumlayan, tanıtan, anlatan, söyleyen, çalan ve çeşitli biçimlerde icra eden sanatçılar,
-bir eserin icrasını ve diğer sesleri ilk defa tespit eden fonogram yapımcıları, radyo ve televizyon kuruluşları ve
Bağlantılı hak sahipleri ;
-eserlerde isimlerinin belirtilmesi,
-değişiklik yapılmasını engelleme,
-mali hakların izinsiz kullanımlarını yasaklama,
-işaret, ses veya görüntülü araçlarda kamuya sunulmasını yasaklama haklarına sahiptirler.
Fikir ve Sanat Eserleri kanunu’nun 52. maddesine göre; eser veya bağlantılı hak sahipleri ile yapılacak sözleşmelerin yazılı olması şarttır ve hak devri yapılan konuların açıkça ve ayrı ayrı yazılması gerekir.
Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’na göre fikri ve sanatsal haklara saldıran kişilere karşı;
- eser sahibinin veya saldırının tespiti davası,
- saldırının kaldırılması davası,
- saldırının önlenmesi davası,
Maddi tazminat davalarında FSEK’e göre; saldırı yapan kimse ile sözleşme yapılmış olsaydı istenecek bedelin üç katı talep edilebilir.
Eser sahibinin yukarıda sayılan manevi haklarına veya mali haklarına saldıran kişiler, Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’na göre 2 yıldan 4 yıla kadar hapis veya 50 milyar TL den 150 milyar TL ye kadar para cezası ile cezalandırılır.
Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’ndaki değişiklikler sonucu, polise ve belediyelere korsan kopyaları toplama yetkisi verilmiş ve korsan kopya yapanlara altı yıla kadar hapis cezası getirilmiştir. 2004 yılında Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’na eklenen bir madde ile fikri ve sanatsal hakları ihlal eden internet sitelerinin servis sağlayıcılar vasıtası ile yayınının durdurulacağı da düzenlenmiştir.
Bu yasal düzenlemeler, uluslar arası fikri hak kuruluşlarının çalışmalarının da etkisi ile Kültür ve Turizm Bakanlığının gayretleri sonucu sağlanmıştır.
Kültür ve Turizm Bakanlığı ayrıca önümüzdeki günlerde 2000 yılı öncesi çıkarılan yönetmelikleri Kanun’da yapılan değişiklikler paralelinde değiştirme hazırlığındadır. Yönetmeliklerden birisi de eserlerin kayıt ve tescili hakkındadır. Bu yönetmelik değişikliğine göre, müzik ve film yapımları, bu yapımlarda yer alacak eserler ile bilgisayar oyunlarının Bakanlığa kayıt ve tescili zorunlu hale gelecektir. Bu değişiklik ile ülkemizdeki korsan kopyaların önlenmesi yönünde bir adım daha atılmış olacaktır.

Barkod; değişik kalınlıktaki dik çizgi ve boşluklardan oluşan ve verinin otomatik olarak ve hatasız bir biçimde başka bir ortama aktarılması için kullanılan bir yöntemdir. Barkod, değişik kalınlıktaki çizgilerden ve bu çizgiler arasındaki boşluklardan oluşur.
Barkod tescili firmanın barkod sistemi içine dahil olması anlamına gelir.Barkod kullanmak isteyen her firma bu sisteme üye olmak zorundadır.
Barkod numarası almak için gerçek yada tüzel kişi olmak fark etmez.
Türkiyedeki barkod numaraları 869 ile başlar.Bu ülke kodudur
Bundan sonra gelen genellikle 6 haneden oluşan firma kodu vardır.Bu firmaya tahsis edilmiş kısımdır.
Bundan sonra gelecek 3 haneli ürün kodunun hangi rakamlardan oluşacağını 001-999 aralığı içersinde firma kendisi belirler.999 çeşit ürüne ayrı barkod numarası verilebilir.Eğer firmanın ürün sayısı 1000 i aşıyorsa 10000 li yada 100000 çeşitlik barkod numarası tahsisi yapılır.
Son yani 13. Basamak kontrol basamağıdır.Bu son rakamı barkod programı otomatik olarak kendisi belirler.Adından da anlaşılacağı gibi kontrol amaçlı doğrulamak içindir.
Barkod tescilinde firmanın son yıla ait cirosuna göre barkod harcı ödenmektedir.
Barkod sistemine giren firma her yıl adresine yapılacak olan tebligat yoluyla ödeyeceği aidatı yatırmak zorundadır.Aidatların ödenmemesi durumunda firma üyelikten çıkarılacağı gibi hakkında yasal takip başlatılır.

 

Barkod tescili için gerekli evraklar

- Faaliyet belgesi(esnaf odasına kayıtlı ise sicil kaydı)
- Son yıla ait gelir tablosu mali müşavir onaylı(yeni kurulmuşsa kuruluş gazetesi)
- Noter onaylı taahhütname
- Vekaletname

Başa Dön